12 Temmuz 2007 Perşembe

karşıya geçmek için düğmeye basınız

trafik ışıklarında saniyeler vardı bir ara.
harika bir buluştu.
insanın ışıklarda ne kadar bekleyeceğini bilmesi iyi ve yararlı bir şey.
öbür türlü geriliyorum ben, afakanlar basıyor.
hatta geriye doğru giden saniyeleri izlemek keyifli bile sayılabilirdi.
(alice, -ki kendisi bir kedi'dir- çamaşır makinesinin dönmesini seyreder. bir kedi çamaşır makinesinde ne bulur, merak ediyorum.) (neyse.)

ne diyordum.
şimdi bu saniyeleri kaldırmışlar bir çok yerde ve yerine: ŞİMDİ KARŞIYA GEÇEBİLİRSİNİZ! ŞİMDİ KARŞIYA GEÇEBİLİRSİNİZ! ŞİMDİ KARŞIYA GEÇEBİLİRSİNİZ! diye bağıran bir ses kaydı koymuşlar.
hiç hoşlanmadım.
hiiiiiiç hoşuma gitmedi. sinir oluyorum.
hatta trafik lambasının gövdesine de bir düğme koymuşlar "karşıya geçmek için basınız" yazıyor. basmasak geçemeyecek miyiz, basınca daha mı çabuk geçiyoruz, acaba karşıdaki ışığın düğmesiyle buna aynı anda basarsak, birden yeşil yanar mı gibi şeyler düşündürtüyor bana.
sevmiyorum.

bugün yine karşıdan karşıya geçmek için yeşil'in yanmasını bekliyordum ve bu saniyeli ışıkları tekrar geri getirmeyi bir seçim vaadi olarak önüme koysalar tercihimi ne kadar etkiler gibi saçma şeyler düşünüyordum.
gayrettepe migros'tan çıkmıştım ve elimde 45 gün sivrisineksiz gece vaadeden raid elektro likit vardı. arkamdan bir kız sesi:
- afedersin?
döndüm.
- buralarda internet kahve var mı?

çok kısa bir süre için sıfırlandım. sonra:
- üzgünüm, hiç bilmiyorum. dedim.

kız dalga mı geçiyordu ya da internet kahvesi yeni mi çıktı gibi şeyler düşünerek eve yürüdüm.

12 yorum:

deryik dedi ki...

o nası bi şi yaa... içine android, sayborg kaçmış gibi. bizim kampüsün ordakiler tıkırdıyodu. tıkıtıkıtıkı... görme engelliler için.
saniye saymak güzel ama "tüh yahu 5 saniye önce gelsem karşıdaydım şimdi" hali kötü.

karşıya geçme düğmelerine de bi ara sayaç gibi bi şi koymuşlardı atmiym ama.. yani 5 kişi basınca ışık değişiyodu misal ( gerçi o 5 kişinin toplanmasını beklemek de abes, işlek caddeler için diyelim). ya da böyle olduğunu iddia eden amcalar vardı, yüzbin kez basıyolardı hemen geçmek için.

jonquille dedi ki...

ya o başlığı değiştir, ya da bir düğme koy pis kandırıkçı.

ferhatt ikincitmorinek dedi ki...

karşıya geçebilirsiniz diyor ya, karşıya geçmeyecek olsan bile bi aklına geliyor, evet diyorsun "ben karşıya geçebilirim ! şu saniye okulu bırakabilirim, karşıya geçip ters yöne gidebilirim. eve gidebilirim mesela; mis gibi uyurum ulan !" ama kısa sürüyor o süreç, en fazla 15 saniye. ondan sonra seninle birlikte yürüyen kalabalığa uyuyorsun.

( )

KudRa... dedi ki...

şimdi şöyle bir şey var, bir dönem yarı yaşadığımız semt olduğundan kelli o ışığa ve o amcaya çok maruz kaldık efem. kendisi son dakikalarda "erör" veriyor ve "şimdi karşıya üç iki bir" diyerek şahane solosuna son veriyor. (:

dilsuhte dedi ki...

öhöm,
s, j, f,
özledim.

wykka dedi ki...

düğmesine basınca hakkaten yeşil yanıyo yayalara. pıtı pıtı geçiyosun sen. sonra kendiliğinden (belli bi süre sonra) araçlara yeşil, sana kırmızı oluyo.

(bu arada neden hem araçlara hem bize yeşil olabilen bi trafik lambası yok. bu resmen ırksal ayrımcılık!)

kedi konusunda da dikkat et, kediler çamaşır makinesinin içine oturmayı pek seviyolar, sonra makineyle beraber dönebilmeyi hayal ediyolar sanırım.. hayallerinin gerçek olduğu birkaç anı duydum.

tuulia dedi ki...

eskişehir'de de görme engelliler için bir uyarı sinyali vardı duyup da geçsinler diye. o kadar rahatsız edici değildi.. ancak "ŞİMDİ KARŞIYA GEÇEBİLİRSİNİZ!" diye anıran mekanik bir ses altında "geçmiyorum ulaaan! var mı anasını satiiim geç-mi-yo-rum!" diye tepinerek kafayı kırmaktan korkuyor insan. çok üzerimize geliyorlar çook..

Elsa dedi ki...

bizim okulun orda, superdormdan kuzeye yürürken var o konuşan ışıklardan. hem de yanlış konuşuyor. onu dinlemeye kalk kesin sola dönüş yapan bir arabanın altında kalırsın. hızlı gidiyor şerrefffsizzler. konuş ama bari doğru konuş dimi. yemin et diyesim geliyor teyit edebilmek için. peh.

sothyz dedi ki...

işte şimdi en keyifli kısım.

deryik: bu trafik ışığının sesini dublajını yapan adamla, turkselde kaç kontörün kaldığını (hat-tınız-da! yiğr-mi-ğüç! kon-törünüz kal-mış!) söyleyen kadın insan değiller ve bence aralarında bir şey var...

jongül: çalışıyorum ama henüz ışınlamayı icad edemedim, karşıya geçmek için vapur kullanıyorum. kah kah kah.

ferhatt: buna "kişisel gelişim semineri etkisi" diyelim. sana oskar yaptırıyorum ferhatt, benden duymuş olma.

kudRa: bana o ışığın koordinatlarını verebilir misiniz sevgili kudra?

dilsuhte: özlediyseniz daha çok geliniz, hıh.

wykka: ben çok cool'um galiba, karşıyageeçmek için bir düğmeye basmayı kendime yediremiyorum.benden önce elbet bu bekleyenlerden birisi basmıştır, şimdi sazan gibi basmiyim diyorum.
ben de böle biriyim :(

tuulia: şekerim, burada galiba vurgu çok önemli.eğer vurgu şimdi'nin üzerinde olursa, insan hadi lan, geçmiyorum, ne var?" derken;
vurgu geçebilirsiniz'e verildiğinde ise (ferhatt'ın yazdığı gibi) "evet ya, şimdi karşıya geçebilir, işimden istifa edebilir, kocamı terkedebilir ve zenci bir sevgili bulabilirim. evet bunu yapabilirim, bu benim hayatım!" gibi şeyler düşünebiliyor.
vurgu ve tonlama önemli.

sothyz dedi ki...

elsa: "bizim okul" dediğin, galiba bizim de okul oluyor :)

bana şeyi hatırlattın, şimdi beşiktaşın orada ışıklar var ya, hakan pastanesinin oradan karşıya geçiyorsun. sonra vapurların tarafına geçmek için 2 aşama ışık daha var, orada bir sürü ışık var.
ve ışıkların değişme zamanları da birbirinden farklı.
bize kırmızı yanıyordu ama çok yakınımızdaki ışık yeşile geçtiği için o adam yine bas bas bağarmaya başladı "ŞİMDİ KARŞIYA GEÇEBİLİRSİNİZ!"
biz de bir vakitten sonra pavlov'un iti gibi ne zaman bu cümleyi duysak bulunduğumuz yerin karşısına geçmeye çalışan saflar olarak; bekleyenlerin arasından bir grup dalgın, yandaki ışığın sesiyle birlikte karşıya geçmeye çalıştı.
komikti ama şimdi o kadar komik gelmedi yazınca.

zeezoo dedi ki...

Trafik ışıkları meselesinde yeterince güzel kelam edilmiş ben internet kahvesinden bahsetmek istiyorum. İnternet kahveleri açıldı sotizcim. Böyle kahverengi boyalı sigara dumanı efektli minik odalarda yuvarlak yeşil çuha gerili masaya 4 bilgisayar koyuyorlar. Etrafına bu senin yolda gördüğün kızla beraber 4 kişi yerleşiyor başlıyorlar netten pişpirik, pis 7'li oynamaya.(bu ikisi aynı oyun muydu?) Artık "pişti" oldu mu sen düşün neyle masaya vuruyorlar?

sothyz dedi ki...

hahahahahahahahayvansın zizu.
çekirdek yiyordum, burnumdan neler çıktı gülerken artık sen düşün.