aslında kendi haline bıraksanız sevimlice bir kızımız, hiçbir garezim de yok kendisine. hatta kendisiyle arkadaş olabilirim, kurabiye hamuru yoğurabilir, balkonda karpuz yiyebilir, kuşum louie ile bile oynatabilirim. ama bu sıkarlet yohanson çılgınlığı yok mu, aramızda bir çıban, büyüyor...
bütün bu garezim bir gün sevgilimin onu güzel bulduğunu söylemesiyle başladı. aslında cümle tam olarak böyle değildi: "merhaba zeynep, sıkarlet'i çok güzel buluyorum, oh."
şöyleydi; ben, sevgilim ve sevgilimin cinsiyeti erkek olan bir arkadaşı oturuyorduk ve konu nasılsa sıkarlet'e geldi. ve sevgilimin cinsiyeti erkek olan arkadaşı buyurdular ki:
"şimdi mesela biri gelse, kolumu kesse, 'ama abi sıkarlet için' dese, 'eyvallah abi' derim, gıkımı çıkarmam."
üzerine ben:
"yapma, sıkarlet dediğin wonderbra'yla memeleri kaldırılmış, koca popolu, balık bakışlı kadının teki." dedim.
"e daha ne olsun." dedi.
sonra ben delirdim, hâlâ sakinleşebilmiş değilim.
(bu konuşma sevgilimin cinsiyeti erkek olan bir arkadaşı ve benim aramda geçiyor. peki ben sevgilime niye sinirlendim de kıza garezlendim, onu unutmuşum. arada onaylamak anlamında kafasını sallamış falan olabilir.)
şimdi gençler, kız iri, kız balık etli, poposu kocaman. bana baktıkça seda sayan'ı hatırlatıyor.
seda'da da memeyse meme, balık bakışsa balık bakış. aynı çiğ sarışınlık, aynı tombul surat.
konuyu daha iyi kavrayabilmeniz için hiçbir zahmetten çekinmedim ve evimizdeki fotoşok laboratuvarlarımızda islami usüllere uygun fotoğraflarını yanyana getirdim.
hangimiz, söyleyin hangimiz?görüldüğü gibi, sıkarlet'ın o ters çevrilmiş armut şeklinde, alien'ları hatırlatan yüz şeklinin yanında seda'nın simetrik bir oval olan yüzü daha güzel. ya da sıkarletin gülümseyince burnuna giren üst dudağının yanında seda'nın ipana gülüşü cennetten çıkmışçasına...
seda sayan'ın ilerleyen yaşını da göz önünde bulunduruyoruz tabii...
o zaman haydi bir de gençliğini karşılaştıralım:
seda sayan'ın ilerleyen yaşını da göz önünde bulunduruyoruz tabii...
o zaman haydi bir de gençliğini karşılaştıralım:
bu gülben ergen'le avril lavin'den çaktığın pozları yemeyiz yavrum sıkarlet. bu fotoğrafla ancak kuaför şükrü'nun saç modeli kataloğuna girebilirsin. iki tane mal kız da beğenir "şükrüüüaaa, bana bu saçtan yaaaap." falan der. ancak bu, yani.
işte böyle gençler.
sevecekseniz, kate moss, cizel bündchen falan sevin. böyle kenar mahalle tombullarıyla bana gelmeyin.
sevgili anselmo, "ama kız iskandinav..." falan demeye başlama. abba'nın kızları da iskandinavdı ama elvan abeligeze'ye benziyorlardı.



20 yorum:
yazıyı okur okumaz gülmeye başladım.
hala gülüyorum ama gözlerime inanmak istemediğimden mi, uğradığım hayalkırıklığından mı, sinirden mi bilemiyorum.
öncelikle son fotoğraf için şunu diyeceğim; hangimiz 80'lerde öyle değildik ki? geniş omuzlu -vatkalı- kazağını kot pantolon içine soktuğun, kabarık saçlı, iri küpeler takıştırdığın fotoğrafın hiç mi yok? eminim senin albümünde de 80'lerden unutmak isteyeceğin fotoğraflar vardır ha;)
ama her ne kadar scarlett'ın unutmak isteyeceği türden pozlarla gelmişsen de sağlam kanıtlarla gelmişsin, ilk iki fotoğrafa baktığımda evet, şunu düşündüm; karşımda sanki yıllarca rüyalarımı süsleyen bir kadın değil de amerikanın texas'ının falanca kasabasının tek sosyal aktivitesi okuduğu kolejin ponpon kızlarından biri olmak olan zevksiz, kültürsüz taşra kızlarından biri vardı -vur dedin öldürdüm;9-
bunu söyleyeceğimi düşünmezdim ama ikna oldum; no more sıkarlıt.
-sıkarlıt bunca yılık sevgilimmiş de ayrılmışız gibi hissediyorum ve buna sen sebep oldun, bilmiyorum şimdi mutlu musun?;)-
hahahahaha.
inanır mısın, adeta tüy gibi hafifledim.
şu belgesel niteliğindeki makalenizle kimbilir kaç sıkarlıt hayranının dünyasını kararttınız.
bunu söyleyeceğimi hiç düşünmezdim ama ikna oldum; much more charlize
Yazın beni de cooook guldurdu:) Bence Skarlıtı Seda Sayan'ın gencligiyle karsilastirmakta yarar var zira obur turlu fazla haksizlik yapmis olurus balik etli yuvarlak hatlı iri goguslu renkli gozlu sarisin iri dudaklı bu kızcağıza:)) yok yok boyle sayınca senin tezine katılamıyorum bir erkek gozuyle bu kız ultimate nokta olmalı ama bir kiz olarak sana katiliyorum erkek olsam benim favorimde kesinlikle Gisele olurdu ki bi kız olarakta hala oyle:)
seni öyle özlemişim ki; üzerimde yavruağzı bornoz, saçlarımdan şıpır şıpır sular damlarken bile yerimden kalkamadım. yazıyı okurken yani.
Aynı ben ve Fergie arasındaki aşka benziyor. Kahrolsun Fergie.
scarlett ve deli dolu anlar için "interview" seyredilebilir. scarlett ne kadar balık bakıyorsa, steve buscemi de o kadar bakıyor. hatta, erkek-kadın paralel evreni varsa, bunlar o iki evrenden.
seda sayan karşılaştırmanı bir fan olarak çok tutmadım. eski enerjisine sahip deği. onun yerine, lerzan mutlu daha adil bir rakip olabilirdi.
bi de ruj reklamlarına çıkarıyolar, 3 boyutlu parlıyo dudağı.. nedir, danimarka ve polonya gen havuzlarını karıştırdığında çıkacak sonuçlar arasında vasatlardan kendisi.
ve daha da fenası, en fenası, kendisine yeni marilyn monroe diyenler var. layynn...
Gerçekten de çok doğru bir noktaya parmak basmışsın: Scarlett Johansson ne lan?! Sofia Coppola'nın babasının "yetenekli" kızı olduğunu bildiğimden, uzunca süre Lost in Translation'ı izlememek için direndim. Sonunda cebren ve hile ile [a.k.a. silah zoruyla] izlediğimde, öngörülerimde ne kadar haklı olduğumu ve bir de üstüne bu hatunu gördüm. Ghostbusters'dan bozma abiyi zaten ne severim ne de komik bulurum, yanında da bu olunca iyice çekilmez kabir azabına döndü film.
Bir daha da bu oyuncunun kadrosunda olduğu hiçbir filmi izlemedim.
Hatuna "yeni M.M." dendiğini ilk defa duydum. Herkesin "aptal, seksi sarışın" dediği M.M.'nun Actors Studio'dan yetişme olduğunu ve oraya girmenin tek şartının "gerçek yetenek" olduğunu bilmeyen andavallıların lafı olsa gerek.
Bu cümleyi kuranları tespit etme işini sana bırakıyorum. Ben tek tek temizlerim arkadaşları, hiç sorun değil.
yazı şahane, ona diyecek bir şey yok. scarlett kardeşimizin erkekler tarafından el üstünde tutulması da son derece anlaşılır. ne de olsa sevgili bilim adamları, sağ olsunlar, yoğun araştırmalar sonucunda kadın ve erkek için ideal tipi belirlemişler. scarlett kardeşimiz de bu bağlamda ortalama değerlerdeki erkek bilincine nüfuz etmektedir.
bence güzel bir kardeşimiz, yüreğinin temizliğine de inanmayı gerçekten isterim. ancak bir kadın olarak kendime eş olarak seçeceğim kadının özellikleri, erkek idealinden farklı olacağından olsa gerek, doğurganlık ilk bakacağım şey olmayacaktır. yani sarı saçlar, etli dudaklar, iri memeler ve geniş kalçalara ihtiyacım yok. onlar bende de olabilir pekâlâ. dolayısıyla scarlett kardeşimizin kadınlara çekici gelmemesi de bilimsel bakış açısıyla son derece anlaşılır olsa gerek.
ama beni geren nokta şu: geçenlerde black dahlia'yı izleyecek oldum. filmin beni geren tek noktası, bu kardeşimizin üzerime üzerime gelen dudak-meme-kalça bileşimi oldu.. filmi izleyemez oldum, hele her soruya o koca dudaklarını iyice açarak ve mal mal bakarak cevap vermesi ya da verememesi yok mu? yok, olamaz. daha sonradan öğrendim ki hatuna haksızlık falan yapmıyorum, böyle hisseden tek ben değilmişim.
neyse sonuç olarak kendisi, marilyn monroe'ya benzese benzese anca vücut ölçüleriyle benzeyebilir. ne yazık ki onda o büyüleyici ses, o konuşma, o cazibe, o bakış, hiçbiri yok. bunlar da fiziksel güzelliğin ötesinde şeyler, tabii. marilyn oynayamıyor muymuş? bunu diyenler artık film falan izlemesinler bence.. yatsınlar uyusunlar.
bu resmen bir tez olmuş!
bence her kadının başucu kitabı olacak nitelikte makaleniz sn.sothyz..
bu çalışmayı bir nevi yüzüklerin efendisi mantığında üçlemeli dörtlemeli ve diğer kabus hatunlar için de uyarlamalısınız kuzum.
Yoo Sıkarlet'i bu kadar aşşağılamanıza izin veremem pek sayın Sothyz!
Ben de sağlam kanıtlarla geldim, hadi bakalım:))
Sevgili Sıkarlet hayranları, sizlere sesleniyorum!
Herşey yolunda, Sıkarlet gayet iyi, hayal-i sukut'a uğramayanız,
bu Sıkarlet'e yapılan, tamamiyle bir komplodur.
:)))))
http://www.msscarlettjohansson.com/scarlett-johansson-gallery/Scarlett-johansson-gallery-053.jpg-photo.html
http://www.msscarlettjohansson.com/scarlett-johansson-gallery/Scarlett-johansson-gallery-074.jpg-photo.html
http://www.msscarlettjohansson.com/scarlett-johansson-gallery/Scarlett-johansson-gallery-032.jpg-photo.html
http://www.msscarlettjohansson.com/scarlett-johansson-gallery/Scarlett-johansson-gallery-0002.jpg-photo.html
http://www.msscarlettjohansson.com/scarlett-johansson-gallery/Scarlett-johansson-gallery-019.jpg-photo.html
http://www.msscarlettjohansson.com/scarlett-johansson-gallery/Scarlett-johansson-gallery-032.jpg-photo.html
evlatlık oğlum frederic louis ile geçirdiğim bu birkaç günde rekor yorum sayısına ulaşmışız. şimdi detaylı bir değerlendirmeye girelim diyorum:
skoer: monster'daki halini gördükten sonra nasıl hâlâ çarliston'u beğenebiliyorsun? makyajsız ve dip boyasız hali o işte. içim kalktı yine.
aslifesli: şekerim, senin de saydığın o özellikler (balik etli yuvarlak hatlı iri goguslu renkli gozlu sarisin iri dudaklı) zaten sıkarlet ve seda sayan'ın ortak noktaları. biri öyleyken niye öbürü böyle, ben de onun merakı içindeyim :)
jelo: annem, bu seksi yorumunla sıkarlet senin köpeğin olsun!
burcu: merhaba burcu, fergie dediğin konserde altına işeyen bir sidikli. hiç o güzel sinirlerini germe.
kinkfişı: ama lerzan'da o boş bakış yok, fettan bakıyor o, kaşı gözü oynuyor. yollu.
ben o boş bakışın erkek versiyonu için sılvestır stallone'yi düşünüyordum ama buscemi de hiç feba olmadı bak...
size de bir şey beğendiremiyoruz ama.
deryik: hehehehe çünkü malzemeyi sürecek yer bol, malı gösteriyor. ya şu ecnebi memleketlerin sokaklarındaki insanları durdurup üstündekini başındakini elaleme göstermek için fotoğraflarını çeken sitelerde bile ondan daha süper insanlarla karşılaşabiliriz. marilyn monroe demişken: seda sayan'ın da öyle bir klibi vardı, hani beyaz elbise, plili, alttan rüzgar, sç makyaj monroe'dan çakma... bilmem hatırlar mısın?
goddess artemis: ben aslında bil murray'ı severim. ama sıkarlet'in yanına robbie williams'ı bile koysanız dayanılmaz olabileceğine katılıyorum. lost in translation için de şu sığ yorumumla hak verdiğim fikrinize eşlik edeceğim: sinan çetin'in de soyadı coppola olsaydı, romantik filmi 5 dalda oskar adayı olurdu :)
birisi: ben yorumunuzu çok beğendim. print alıp cüzdanımda gezdirip insanlara hava atmak istedim ama cüzdan kullanamıyorum. onun dışında, bütün filmlerde ağzıma sokulan sıkarlet poposu ve memesi kanayan yaramız. bunun telafisi için bir doz scoop öneriyorum.
elif: sevgili elif, bunu düşünmüyor değilim ancak henüz yeterli adayım yok. adaylarda aradığım en önemli özellik, sevgilimin beğendiği biri olması. yine de önerilere açığım.
beautyisdead yani gele gele bunlarla mı geldin? hah hah haaay. biraz bekle şekerim, azcık.
gülmekten öldüm:) bu ne yaman benzerliktir yahu? seda sayan duyarsa sabah programına filan çıkarmak isteyecektir ama beyaz ondan önce davranabilir ve hatta programda asılması işten bile değil.
ahahahahhahahahahha müthiş:)
bu nasil blog? un- orgazmik kadinlarin "evlenecek adam ararken yaptigim salakliklar" bloglarina hic benzemiyor? ordan burdan araklanmis fotolara nal kadar blog ismi dosenmemis? boktan etiketlerle adolesan kitleye kitlenmiyor? sozluk psikolojisi yansitan vasat muhaliflikler, cakma ironiler yok. Oh be. Iyi geldin.
çok afedersin adsız ama götümü kaldırdın.
Yorum Gönder