ve dedim ki "üşengeçliğin sırası değil aslanım" dedim, sonra dedim ki "şimdi ikisini de yap yoksa hayatta yapamazsın" dedim. öyle oldu.
ilk olarak sinyorita deryik'in sobesi: yaptığınız en salakça alışveriş.
deryik'in listesini okudum ve birçoğunun altına imzamı atıyorum. mesela:o saçları saçma bir topuz yapmak için kullanılan aptal alet. deryik bunun harika bir robot resmini çizmiş, bakınız yanda görünüyor. yalnız ben bunu aldığımda galiba 1994 senesiydi. sonra da bir arkadaşıma doğumgünü hediyesi olarak kakalamıştım. umarım burayı okumuyordur. üzgünüm görkem...
ve avokado. egzotik isminin çekiciliğine kapılıp migrostan iki tane almış, alırken de sert olanları özelllikle seçmiş sonra evde bir süre ne yapacağımı bilemeden avokadolarla bakışmıştım. sonra öğrendim ki zaten sertleri değil yumuşakları makbulmuş. hâlâ daha avokadoyla ne yapılacağını bilmem, getirseniz bön bön bakarım. 2002 falan.
selülözik oto spreyi. bunu duvarlara bir şeyler yazmak için almış ama sonra bu kadar asiliği g.tümüz yemediği için bisikletimi boyamak için kullanmıştım. 1997-98.
kabalcının indirim reyonunda görüp merak edip aldığım görgü kuralları ansiklopedisi. sevgilim odamda bunu gördüğünde "bununla ne yapıyorsun?!" diye sormuştu, nasıl açıklayacağımı bilemedim. (kendimi ona leydi diye tanıtmıştım, asaleti bir ansiklopediden öğrendiğimi düşünmesini istemezdim.) 2007
prag'dan anneme getirdiğim hediyeler arasında bir de ahşap rengarenk bir çiçek vardı. işte saksının içinde birkaç tane çiçek, hepsi ahşaptan ve rengarenk. ben çok sevdim, çok orijinal olduğunu düşündüm, en severek getirdiğim şey o oldu. neyse döndük, anneyi ziyarete gittim, hediyeleri verdim. teşekkür etti. sonra dışarı çıktım ve sokakta tezgahta aynı çiçeklerden satan birini gördüm. anneme söyledim "biliyorum, bozuntuya vermek istemedim" dedi. 2007
daha aklıma gelmiyor. o hâlde şimdi mösyö enivan'ın sobesine geçiyoruz: hangi iki zaman dilimine gitmek istermişim?
1.) sümerler zamanında yaşayıp neler çevirdiklerine şahit olmak isterdim.
2.) ikinci şıkkı bir türlü karar verip yazamıyorum. bence böyle bir imkânım olsa ben her zamana gitmek ister, suyunu çıkarırdım.
sobeyi devam ettirmek konusunda pek iyi değilim, çekingenim. cevaplamak isteyenler benim adıma kendilerini sobeleyebilir.
jongüüül kurtsun çıııık. çanak çömlek patladı, çanak çömlek patladı.*
*bunlar bazı saklambaç terimleridir.

9 yorum:
94'te sen kaç yaşındaydık ki topuz aleti almıştın kendine? yani bu kesin değil de yuvarlak bir soru olsun, ben gayet küçük, ancak cindy'sine topuz aleti alınan yaşlarda olacağını düşünüyordum da.
ikinci sobe sorusunu ben sormuştum zamanında. tabi ki farklı cevaplar vermiştin:)
nikol kidman'ı merak ederim ve sevinirim ama bir de keira knightley yapsan ölür müsün.
neyse sen değil de çanak çömlek patladı'yı bilmeyen ölsün bence.
sevgili mösyö templar,
aslında o tam olarak bir "topuz" aleti değil. at kutruğu yapılan bir saçın, toplandığı yerden bir tur attırılıp bir çeşit düğüm atmasına yarayan salakça bir alet. açıkçası, sonucunda elde edilen modeli o alet olmadan da yapabilirsiniz.
mesela saçı at kuyruğu toplayın, lastik tokayı biraz aşağı doğru kaydırın. lastiğin üstünde kalan kısmı elinizle ikiye ayırın, yani ortada bir boşluk oluşturun. sonra at kuyruğunu bu boşluktan geçirin. (takla) işte bu salak model, ben ortaokul yıllarındayken pek modaydı. sindiyi mindiyi çoktan bırakmıştık :)
nikol kidman'ın beğenilmesini anlamıyorum. maykıl ceksın'ın kadın versiyonu gibi geliyor bana. cinsiyetsiz. ama kendisine bir gıcığım yok, o yüzden bir dosya da ona hazırlayıp güzel canını sıkmak istemem.
keira konusunda ise çok hassasım. pride and prejudice'i izlerken sevgilim "bu kızı sana benzetiyorum." demişti. ama geçenlerde atonement'ı izlerken de "ay bu kız çok çirkin"
sevgilim beni çirkin buluyor ve bunun sebebi keira!
tamam, itiraf ediyorum, kızın yalnızca gülüşünü benzetmişti -ki alakasız, benim sakıp sabancı çenem yok- ve diğer filmde ıslak bir şekilde havuzdan çıktığında tahta gibi olmasına istinaden "vücudu çok çirkinmiş" dedi.
ama bu ikisini dilediğim gibi birleştirip "sen bana çirkin dedin" diye huysuzluk yapmak daha keyifli.
ayrıca geçen seferki mehmet barlas örneği yüzünden mehmet barlas'ı her gördüğümde gülüyorum.
bu dosya konusunda da erkeklerin rüyalarını süsleyen, kadınların onlar gibi olmak için can attığı ama aslında bi' şeye benzemeyen kadınlar hedefim.
mesela salma hayek, mesela eva longoria.
keira bizim kalemimiz değil yani, hehe.
nikol kidman mı? şansını zorlamıyor musun? sırada ne var merak ediyorum. neyse, aslında merak etmiyorum. evangeline lilly hariç istediğin herhangi biriyle ilgili dosya hazırlayabilirsin;)
-bu arada evangeline lilly hakkında ne düşündüğünü merak ediyorum. onunla romantik bir ilişkiye yelken açmadan önce fikrini öğrenmek isterdim;)-
o değil de korkarım evleneceğim kadını da sana soracağım -bu konularda iyisin hakkını veriyorum-
evangelina'yı beğeniyorum. hem güzel hem de kadına benziyor, android değil.
oğlum olsa, oğluma alırım.
gönlün rahat olsun enivan, destekliyorum!
kidman'ı beğenmiyorum yahu. senin dosyanı merak ederim demek istemiştim.
kızların saçla ilgili becerilerine hep hayret etmişimdir. 3 boyutlu düşünce, tasarım hepsi var.
gerçekten nasıl o havuz sahnesine rağmen bu kızı oynatmışlar filmde? doğru dürüst biri olsa filmin değeri birkaç kat artardı.
evangeline kim ola ki?
biz ona çamlak çömlek patladı diyor idik.
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN!
Yorum Gönder