30 Temmuz 2008 Çarşamba

25

doğumgünlerini ve doğumgünlerimi sevmem zaten.
bünyemde gereksiz bir gerginlik yaratıyor. o gün herkes sana haddinden fazla iyi davranıyor, sen aslında hediye beklemiyormuşsun gibi yapmak zorunda kalıyorsun ama bir yandan da acaba x aricak mı, y hatırlicak mı? gibi şeyler düşünüyorsun. aramayıp hatırlamadıkları zaman, aslında umursamayacakmışsın gibi hissetsen de hafiften bozulduğunu farkediyorsun falan.

mesela saat 21:27 ama annem hâlâ aramadı. kendi kendime önemsemiyormuş gibi yapıyorum ama aslında öyle olmadığını da biliyorum. bunun aynısını babam beni telefonla aradığında da yaşadım.

telefonumun ekranında, telefonumda kayıtlı olmayan ama ezberimde olan numarasını gördüğümde aslında önemsemiyormuşum gibi davrandığım halde onunla konuşmaya hiç de hazırlıklı olmadığım babam, bir senedir ilk defa konuştuğu kızına okulunu bitirip bitirmediğini sormak için harika bir gün seçmişti.

kendisini buradan, zaten bisküvi yiyip sıkıntıdan saçlarımı yolarak girdiğim doğumgünümü daha da boktan bir hale getirdiği için tebrik ediyorum.
doğumgünlerini onlarca insanla kahkaha atarak giren insanları da çok kıskanıyorum.

9 yorum:

anselmo dedi ki...

celebration için facebook yerine blogspotu tercih ediyorum. nedense böylesi durumlarda anselmo'yu kendimden, blogspot'u facebook'tan, kurgu dünyasını gerçek dünyadan daha samimi, daha gerçek buluyorum. işin içine scarlett'ı ve wonderbra'sını, keira'yı vs. vs. karıştırmadan çünkü konuyla alakası yok;

mutlu yıllar;)

silgi dedi ki...

sen 25'sen ben kaç oluyorum, terbiyesiz. 24'sün, adamın sinirini bozma. bu konuyu seninle pazartesi günü konuşacağım. kurabiyeleri masamda görmek istiyorum. tekrar; iyi ki doğdun.

Femme Noir dedi ki...

bir insanı lanetlemek için en iyi gün doğumgünüdür. the smiths bunu görebildiği için unhappy birthday diye bir şarkı var herhalde.
aslında genelde mesele günler değil de ana babalar insanın hayatında.
bir ara tavanarası'na gidelim bence, doğumgünü kutlamak için doğduğun günde kutlama yapmak şart mı sanki?

obsesif dedi ki...

doğum günü tatil dönemine denk gelen bir bünye olduğum için sene boyunca okul arkadaslarına doğum günü hediyeleri alıp, mutluluk fotoları içinde yer alan bir bünye oldum hep.. bende hediyelere boğulmak, mumları üflerken poz vermek istiyorum, kıskanıyorum arkadas, tatil dönemi doğduysak suç mu işledik =))

dilsuhte dedi ki...

aşkolsun yemek yedik ya birlikte..
perde sapıklığı yapmayacak olsaydın pasta da yiyecektik..

Adsız dedi ki...

hep kotu biri oldugumu dusunmusumdur.baskalarinin kiskanilacak o kadar cok seyi vardi ki benim icin.mesela pek senlikli-cicekli-bocekli-vs..kutlanan dogumleri de bunlardan biriydi.
di- li gecmis zaman evet...
artik hickimseyi ve hicbirseyi onemsemiyorum.bu iyi bisey ama.

not: sothyzzz,daha cok yazmaniz umidiyle sevgiler.

sothyz dedi ki...

sevgili enivan, çok mersiler. bence de karıştırmayalım, söyleyecek çok sözüm var.

silgi, acaba bu hafta hangi engellerle karşılaşacağız? kurabiyeleri sen mi yapcaksın ben mi getireceğim karar ver.

femme noir, sıkıntıdan patlıyorum. bana bir haber et, bir mesaj at. uçarak geleyim tavanarası'na, zaten kıştan beri gitmedim.

obsesif, anne babalarımız utansın. ama yine de okul dönemi mekdanılds'ta partisi olan bir balık çocuğu olmaktansa, doğumgünü es geçilen bir aslan olmak daha iyi gibi :)

dilsuhte, sen sus, balık çocuğu. daha kesecek çok perde var.

isimsiz, bir sonraki postu sen istedin diye yazdım. gerçekten.

deryik dedi ki...

yine de telefon, niyeyse ingilizce "happy birthday" subjectli (ve her yıl otomatiğe bağlandığını düşündüğüm) bir e-mail'den daha iyidir. belki. duruma göre.

nice yaşlara, sonsuz rötarla.

senay izne ayrildi dedi ki...

27 ye az kalmış.