26 Eylül 2008 Cuma

süper anneler


bu olayı görsel destek olmadan nasıl anlatacağım, bilemiyorum ama deneyeceğim: muhabbet kuşum louie, çamaşır makinesinin motoruna kaçtı!
akşam eve geldiğimde normalde "ciciiii" diye çığlık atarak ya da en azından "pişş pişşşt" diye seslenerek hoşgeldin diyen minik oğlum etrafta görünmeyince önce sakince, sonra deli gibi lui'yi aramaya başladım. yok. diğer kapılar kapalı olduğundan olabileceği 3 yer var: antre, salon ve banyo. ama yok.
derken banyoda hafif bir inilti duydum. sesin geldiği yeri bulmaya çalışıyordum ama olabilecek hiçbir yerde görünmüyordu. çamaşır sepetindeki kirlileri deşmemin hemen ardından çamaşır makinesinin içinden bir çırpınma sesi geldi.
ön kapağı kapalı olduğundan ancak arka kısmına düşmüş olabilir diye düşünüp makineyi öne doğru çektim. - nasıl bir iman gücüyle çekmişsem artık, sonradan geri itmeye çalıştığımda beceremedim.-
motorun oradaki kapağın çok hafif aralık olduğunu görüp, tutup kapağı kırdığımda gerizekalı kuşumun orada olduğundan emin oldum.
bana gelmek istiyor ama heyecandan ve korkudan o karmaşık aletin içinden çıkamıyordu.
elimi içeri sokup lui'yi tuttum ama incecik aralıktan onu ezmeden dışarı çıkarmam mümkün görünmediği için ayağımla motoru geriye, boştaki elimle de arka kapağı öne ittirerek yavruyu kurtardım. üstelik tüm bunlar sırasında, makineyi fişten çekmeyi akıl etmediğimi eklemeliyim. ama ana yüreği elektrik, trafo falan dinlemez gençler.

nihayetinde en sevdiğim kazağım da lui de simsiyah oldu ama günün kahramanı ben oldum.

bu sene lui'nin ağzından yazılmış bir kompozisyonla yılın anneliğine aday olmayı düşünüyorum.

***

onun dışında, ajansın grafik katındaki kel oranını göz önünde bulundurduğumda fotoşop'un saç dökme etkisi üzerinde bir araştırma yapmayı düşünüyorum.

tatilde third reich'in izini süreceğim, çok heyecanlıyım.

6 yorum:

dide dedi ki...

bir hayvan nasıl böyle bir keşif gezisine çıkar aklım almıyo
ama şu bi gerçek ki çok yaratıcı bi kuşa sahipsin :))

Femme Noir dedi ki...

geçmiş olsun sotizcim.
şu bahsettiğin önce sakince sonra deli gibi arama hadisesini çok iyi biliyorum.
ağustos'ta annemleri ziyarete yazlığa gittik, 6-7 gün kalacağımız için sofi'yi de götürdük. kediler mekan değişikliğinden hazzetmediğinden epey huysuzlandı, abuk sabuk yerlere saklandı ama sonra korka korka benimle dışarı çıkmaya, gezmeye başladı.
bir akşam verandada oturuyordum eve girip bakayım dedim, sofi diyorum yok kızım diyorum yok, sesim giderek incelmeye ve ağlak bir hal almaya başladı, evde olmadığına emin olduğum an kalbim duracak gibi oldu.
sokaklarda sofi diye böğürerek ve ağlayarak gezinirken iki sokak ötedeki bakkalın arkasında bir iki tahta parçasının altından beyaz bir surat çıktı 'böv?' diye cevap verdi. benim gerizekalı da önce binbir zahmetle evden kaçmış sonra da korkup bir yere sinmiş, geri de gelememiş. kaçıp beni korkudan öldürdüğü bir boka yarasaydı da torun sahibi olsaydık bari.
bahsedilen gerizekalı linkte: http://www.flickr.com/photos/7960972@N05/2891109529

gwen + cats dedi ki...

boşuna kuş beyin dememişler

korhan dedi ki...

bence yumurtlamak için yer arıyor.

öyle sessiz, sakin, sıkıcı bi yer de istemiyor anlaşılan :)

gia dedi ki...

canım louie. yazık. geçmiş olsun.

eğreltiotu dedi ki...

öldü diceksin die çok korktum.