25 Ocak 2008 Cuma

son kez: sıharlet ve ilk kez: çoban salata

bir alttaki postun yorumlarını okuyanlar göreceklerdir; beautyisdead rumuzlu arkadaşımız utanmadan, sıkılmadan, başı öne eğilmeden, umarsızca, fütursuzca sıharlet'i korumuş, onu hâlâ sevenlere arsızca seslenmiş ve buna da kanıt olarak hanfendinin sözüm ona güzel fotoğrafarının adreslerini yazmıştır.

bahsedilen fotoğraflardan iki tanesini yine, üşenmeden, evimizdeki fotoşop laboratuvarımda islami usüllere uygun bir şekilde yanyana getirdim.
işte ibret belgesi:

resim altı yazısına gerek görmüyorum.

yolladığı bir diğer fotoğrafa baktığımdaysa tam da şu günlerde izlediğim "death note" isimli capon anime dizisindeki esrarengiz dedektif L, yani ryuuzaki'yi görür gibi oldum. buyrun:

bu fotoğrafa bakıp da "ah ne güzel kızmış" diyecek insanevlâdı için: 444 4 469 (dünya göz hastanesi)

bunlar da hazır elim değmişken, benden size:
sarı bir gacı olduğu halde romanlığa özendiği görülen kızımız yine dünya çirkini. erkeklerin beyin fonksiyonlarını sekteye uğratmak için çirkin suratından dikkati çekmek amaçlı açtığı memeleri bile onu kurtaramıyor. gülşen bubikoğlu da çingeneyi oynamıştı, buyrun, göz var nizam var. sen çingensin, çirkinsin sıharlet. objektife kırıtacağına yanındaki kadına bak da kendinden utan sıharlet.


nur yüzlüsün gülşencim, yanındaki de bir kalıp beyaz peynir.

yanyana 3 sıharletler, insan hangi birine bakacağını şaşırıyor açıkçası değil mi?
ilkinde, yaz aylarında televizyonda sıkça birbirlerini güneşyağlarken gördüğümüz, antalya'da herhangi bir barda kıllı yağız erkeklerin "kiss, sex?" diye yanaşarak başladığı ilişkilerin tombul, beyaz kız başrol oyuncusu.
ikincisi; ortaokul ya da lisede arkadaşınızın doğumgününde rastladığınız, doğumgünü sahibine fotoğraf çerçevesi alan sıkıcı kız. sıkıcı olduğu hem taç takıp hem de arkadan topladığı saçlarından da ayrıca belli oluyor.
sonuncusunu da, derya baykal'ın programlarına sıkça görüyoruz. ekmek kırıntılarından sepet, migros poşetlerinden gelinlik falan yapan, kenarında nazar boncuklu zinciri olan yakın gözlüğünü fotoğrafı çekildiği için çıkarmış bir hanımkızımız.



yukarıdaki yazıyı yazarken aklım, biraz önce okuduğum bir röportajdaydı. kendimi düşünmekten alamıyorum.

30 yıllık hayat arkadaşı Necla Nazır'la beraberliğini kısa süre önce noktalayan Ferdi Tayfur, suskunluğunu bozdu.
Tayfur, hem ayrılık sonrası yaşadıklarını anlattı hem de ihanet dedikodularına yanıt verdi.

- Hayata nasıl bakarsınız...

Ben hayatı çoban salata gibi görüyorum. Yani hayatta iyi, kötü her şey insanlar içindir.

sonra hemen sevgilime sordum:
ben: sen hayatı nasıl görüyorsun?
sevgili: iskender gibi
1:43 PM yoğurdunu yemezsen daha lezzetli
me: ama her yiğidin yoğurt yiyişi de farklıdır
1:44 PM sevgili: sen hayatı nasıl görüyorsun?
ben: ben hayatı kıymalı börek gibi görüyorum
1:45 PM dışı çıtır içi lezzetli

bu akşam yemek yaparken, hâlâ bu konuyu düşünüyor olacağım.

15 Ocak 2008 Salı

sıkarsın johansson

sıkarlet yohanson çılgınlığı karşısında kitleniyorum, basiretim bağlanıyor.
aslında kendi haline bıraksanız sevimlice bir kızımız, hiçbir garezim de yok kendisine. hatta kendisiyle arkadaş olabilirim, kurabiye hamuru yoğurabilir, balkonda karpuz yiyebilir, kuşum louie ile bile oynatabilirim. ama bu sıkarlet yohanson çılgınlığı yok mu, aramızda bir çıban, büyüyor...

bütün bu garezim bir gün sevgilimin onu güzel bulduğunu söylemesiyle başladı. aslında cümle tam olarak böyle değildi: "merhaba zeynep, sıkarlet'i çok güzel buluyorum, oh."
şöyleydi; ben, sevgilim ve sevgilimin cinsiyeti erkek olan bir arkadaşı oturuyorduk ve konu nasılsa sıkarlet'e geldi. ve sevgilimin cinsiyeti erkek olan arkadaşı buyurdular ki:
"şimdi mesela biri gelse, kolumu kesse, 'ama abi sıkarlet için' dese, 'eyvallah abi' derim, gıkımı çıkarmam."
üzerine ben:
"yapma, sıkarlet dediğin wonderbra'yla memeleri kaldırılmış, koca popolu, balık bakışlı kadının teki." dedim.
"e daha ne olsun." dedi.
sonra ben delirdim, hâlâ sakinleşebilmiş değilim.
(bu konuşma sevgilimin cinsiyeti erkek olan bir arkadaşı ve benim aramda geçiyor. peki ben sevgilime niye sinirlendim de kıza garezlendim, onu unutmuşum. arada onaylamak anlamında kafasını sallamış falan olabilir.)

şimdi gençler, kız iri, kız balık etli, poposu kocaman. bana baktıkça seda sayan'ı hatırlatıyor.
seda'da da memeyse meme, balık bakışsa balık bakış. aynı çiğ sarışınlık, aynı tombul surat.
konuyu daha iyi kavrayabilmeniz için hiçbir zahmetten çekinmedim ve evimizdeki fotoşok laboratuvarlarımızda islami usüllere uygun fotoğraflarını yanyana getirdim.

hangimiz, söyleyin hangimiz?

görüldüğü gibi, sıkarlet'ın o ters çevrilmiş armut şeklinde, alien'ları hatırlatan yüz şeklinin yanında seda'nın simetrik bir oval olan yüzü daha güzel. ya da sıkarletin gülümseyince burnuna giren üst dudağının yanında seda'nın ipana gülüşü cennetten çıkmışçasına...
seda sayan'ın ilerleyen yaşını da göz önünde bulunduruyoruz tabii...
o zaman haydi bir de gençliğini karşılaştıralım:

göz var nizam var.

bakın, seda sanki afrodit, sanki bıricit bardo. süt gibi. bir de öbür tombula bak: nursuz. pizza hamuru gibi bir surat. seda sayan hep böyle değildi, iğrenç saçlı, dişlek, silikonsuz zamanları oldu derseniz; ona da hay hay derim. hangimizin olmadı ki, değil mi sıkarlet?

hepimizin yakılacak fotoğrafları vardır.

bu gülben ergen'le avril lavin'den çaktığın pozları yemeyiz yavrum sıkarlet. bu fotoğrafla ancak kuaför şükrü'nun saç modeli kataloğuna girebilirsin. iki tane mal kız da beğenir "şükrüüüaaa, bana bu saçtan yaaaap." falan der. ancak bu, yani.

işte böyle gençler.
sevecekseniz, kate moss, cizel bündchen falan sevin. böyle kenar mahalle tombullarıyla bana gelmeyin.
sevgili anselmo, "ama kız iskandinav..." falan demeye başlama. abba'nın kızları da iskandinavdı ama elvan abeligeze'ye benziyorlardı.

frederic louie

bu sayfayı hâlâ açıp bakan var mı bilemiyorum.

henüz 1.5 aylık bir muhabbet kuşu yavrusu aldık, dünyanın en tatlı yaratığı sanırım bizim evde yaşıyor. 2 gün oldu.
şimdiden akrobatlık aldı başını gidiyor mösyö'de. kafese parmağınızı uzatın, önce biraz öpüp, sonra üstüne çıkıp takla atmaya çalışıyor. atamadığında kıç üstü düşüyor. sonra da kendini kaşıtıyor.
çılgınca ödevim var ama louie'yi izlemekten hiçbir şey yapamıyorum. evimizde minyatür bir cirque du soleil var.

ayrıca, fazıl say'ın alt dişleri uzun zamandır gördüğüm en korkunç şeydi.
fazılcım, o dişlerle tabii seni baloya falan davet etmezler.