20 haziran'da milli maç sonrası sahne alan bu üç adam, gerek maç sırasında ziyadesiyle alkol almanın gerekse yetersiz kalan klima sebebiyle sahnede isilik çıkarmanın etkisiyle konseri erken bitirdi.
ama bitirmeden bir süre önce ön sıralarda bir babayiğidin, şarkı esnasında ali'nin distortion pedalına basma gibi bir hobi geliştirmesinin akabinde ali sahneden atlayıp:
- senin ******** ******!!! ***** *******!!!!! *****!! diyerek çocuğu biraz okşadı.
derken, bir süre önce maç izlerken bir şişe rakı bitirip penaltılarda masayı barbar canon gibi havaya kaldıran alec, durumu farkederek davulun arkasından atlayıp bagetleriyle çocuğu biraz daha okşadı.
birbirine ve kafaya çarpan bagetlerin sesini duydukça gülesim geldi, tutamadım.
ama "yaa galiba pedala basan çizgili çocukmuş, onlar arkadaşı olan siyahlıyı dövdüler"i duyunca kendimi tuttum.
ve "bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim" dedim.
arkadaşının yediği dayağı da böylece aklamış olduğumu düşünüyorum.
"noldu, neden dövdünüz çocuğu?" diye sorulduğunda
- bilmiyorum, ali başlayınca ben de girdim. kesin bir şey yapmıştır. diyen sevgilimin başka bir macerasıyla bitirelim:
konser bitiminde terden ıslanan tişörtünü değiştirirken kendisine laf atan rastalı çocuğun saçından tutup, suratına yumruğu akşettikten sonra:
"ohhh, hep rastalı birini dövmek istemişimdir."
24 Haziran 2008 Salı
11 Haziran 2008 Çarşamba
eğreti gelin

louie son zamanlarda iyice çıldırdı. aşka gelip saçlara sürtünüyor, ciyak ciyak bağırıp aşk şarkıları söylüyor falan. ve bunu yaklaşık 3 aylık olduğundan beri, 4 aydır yapıyor.
bu kadar erken aşka gelen bir kuş bilmedim, görmedim.
bir de bu 6 ay içinde 3. kezdir tüylerini değiştiriyor. acaba bir şeyi mi var diye çok endişelendiğim için günlerdir internetteki mubiş forumlarında fink atıyorum. (mubiş, muhabbet kuşlarının, onları besleyen/sevenler arasındaki kısaltması)
okuduğum şeylerden biri, yeni çıkan tüylerini beğenmezse en iyisini çıkarana kadar uğraştığı. kendine yakışanı bulana kadar bizim ev kümes gibi tüy dolu olacak yani.
çapkın oğlum üst baş yapıyor kendine.
neyse, beni sabahın köründe 1.5 saat sonra son finalim başlayacakken bu yazıyı yazmaya itekleyen şey başka.
artık louie'nin tek başına olmasına gönlümüz razı olmadığından önümüzdeki hafta ona bir manita almaya gideceğiz. muhabbet kuşları eşli yaşadığından ve monogam olduklarından, eşlerini kendileri seçmek istiyorlarmış.
biz de oğlumuza bu flört özgürlüğünü verip, pet shop'a yanımızda götürerek manitasını kendisinin seçmesini sağlamaya karar verdik.
alec ise bu konuda çok dertli.
henüz 7 aylık olan oğlumuza 1-2 yaşında bir dişi kuş almak istiyormuş.
akran olmayan kuşların anlaşamadığını söylediğimde bana açıldı:
meğer gözünü bizde açan louie, başka kuşlarla temasta olmadığı için henüz çiftleşmek konusunda bir şey bilmiyormuş. o yüzden eğreti gelin hesabı erişkin bir dişiden bir süre gerekli cinsel eğitimi aldıktan sonra o kuşu gönderip, çıtır bir dişi almak istiyormuş.
(nasıl yüreğin dayanacak eve aldığımız kuşu tekrar göndermeye dediğimde bana: bırak yaa, yollu o zaten dedi.)
çünkü louie, yanına nasıl yapılacağını bilmeyen bir dişi gelirse, kendisi de ne yapacağını bilmediği için öyle saçma sapan davranıp birbirlerinden soğurlarmış.
bunun çok saçma olduğunu, hayvanların içgüdüsel olarak ne yapılacağını bildiğimi söylediğimde ise bana blue lagoon örneğini verdi!
eğer işe yarasa, babası olarak cinsel eğitimini kendisi verirmiş ama muhabbet kuşu dünyasında işler bizimkinden farklı oluyormuş.
acaba google'da muhabbet kuşu pornosu var mıdırmış, başlangıç için iyi olabilirmiş.
bu esnada louie, aramızda konuştuklarımızdan habersiz tepemizde "küçük kuuuuuuuuuş" diye bağırarak uçuyordu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
