30 Temmuz 2008 Çarşamba

25

doğumgünlerini ve doğumgünlerimi sevmem zaten.
bünyemde gereksiz bir gerginlik yaratıyor. o gün herkes sana haddinden fazla iyi davranıyor, sen aslında hediye beklemiyormuşsun gibi yapmak zorunda kalıyorsun ama bir yandan da acaba x aricak mı, y hatırlicak mı? gibi şeyler düşünüyorsun. aramayıp hatırlamadıkları zaman, aslında umursamayacakmışsın gibi hissetsen de hafiften bozulduğunu farkediyorsun falan.

mesela saat 21:27 ama annem hâlâ aramadı. kendi kendime önemsemiyormuş gibi yapıyorum ama aslında öyle olmadığını da biliyorum. bunun aynısını babam beni telefonla aradığında da yaşadım.

telefonumun ekranında, telefonumda kayıtlı olmayan ama ezberimde olan numarasını gördüğümde aslında önemsemiyormuşum gibi davrandığım halde onunla konuşmaya hiç de hazırlıklı olmadığım babam, bir senedir ilk defa konuştuğu kızına okulunu bitirip bitirmediğini sormak için harika bir gün seçmişti.

kendisini buradan, zaten bisküvi yiyip sıkıntıdan saçlarımı yolarak girdiğim doğumgünümü daha da boktan bir hale getirdiği için tebrik ediyorum.
doğumgünlerini onlarca insanla kahkaha atarak giren insanları da çok kıskanıyorum.

21 Temmuz 2008 Pazartesi

merhaba afakanlar

sanki benden başka kimse evde oturmuyormuş ve canı sıkılmıyormuş gibi hissediyorum.