13 Ocak 2009 Salı

bilgisayarınız güncelleştirmeler için hazır

dün rodin alper bingöl'den bir mail geldi.
tez projesi olarak başlayan ama sonra hayata geçirmeye karar verdiği bir projeden bahsediyordu: engelleri kaldır.

biz onları sokakta, restoranda, maçta, barda, konserde, sinemada hatta belki okulda bile göremiyoruz ama türkiye'de yalnızca kayıtlı olan 8.5 milyon engelli yaşıyor.

şehir efsanesi miydi neydi, kim bilir nereden duymuştum; birine yurt dışından türkiye'ye gelen bir arkadaşı soruyor: "sizin millet çok sağlıklı sanırım, etrafta hiç engelli insan yok?"

görmezden gelinmelerine ve aramızda olmamalarına tepki duyan herkesi engelleri kaldır'a destek vermeye çağırıyorum. ve rodin alper'i tebrik ediyorum.
evet, bunu yapıyorum.

şimdi konuya girebiliriz;

artık ben de kendimi sıkarlet ve pelin eleştirmeni gibi hissetmeye başladım.
ama öyle olmak istemem, çünkü elimde başka malzemeler de var ama vakit problemi yüzünden toparlayıp bir şekle sokamıyorum.
konvensiyonel! filarmoni! ludwig wittgenstein!

bahsi açılmışken, evet, bir vakit problemim var. boş olan ve bir şeyler yapabileceğim vakitlerde üzerime bir ağırlık çöküyor ve o vakti yalnızca geçmesini bekleyerek geçiriyorum.
böylelikle aslında hiç boş vaktim de olmuyor.
egzistansiyalist! iç bükey! acid jazz!

viki kristina barselona'yı henüz izlemedim. aslında hiç de izlemek istemiyorum ama öyle bir ruh halindeyim ki istemesem bile bu vazifeyi yapıp, sıkarlet hakkında beklenen yorumları yapmam gerekiyormuş gibi hissediyorum.
böyle de sorumluluk sahibi bir bireyimdir.
foto manipülasyon! kafka! pozitivizm!

birey dedim de aklıma geldi; paragrafların altındaki kelimeler yardımıyla sığ yazılarımı daha entelektüel bir bağlama taşıyabileceğimi umut ediyorum.
umarım işe yarar.
inandığım bir güç var! mardin çok büyülü! konvansiyonel!

aslında hakkımdaki bilinmeyen gerçeklerle ilgili bir yazı yazmak istiyorum ama bunun haber değeri taşıması için ünlü olmam lazım.
ünlü olup, geri döneceğim.

10 yorum:

betul dedi ki...

ohooo
e ünlüsün ki!
isteyen enivan'a sorsun !
bak gene björk dememiş ya..
2009 da burcum nası geççek, onu bekliyoruz ..

sothyz dedi ki...

acid jazz'ın yanında bıyörk bile avam.
ayrıca üstüme iyilik sağlık, rezan kiraz'a benzer bir halim mi var?

Simon Templar dedi ki...

bence affet ikisini de. böylece üstündeki bu yük de kalksın.
hem sıkarlet'ı bilemiycem ama belki bir gün batu ile elini öpmeye geliriz.

Adsız dedi ki...

nasil bi ünlülük varmis merak ettim simdi.

Adsız dedi ki...

ben mesela merakla bekliyorum - sıııkarlet - yorumlarini :)

mine

deryik dedi ki...

ama ne güzel. düşün bi, ikisine de gıcığız, ama aklımıza sevdiğimiz blogır geliyo. eksiyle eksi artı yapıyo gibi bi şi.


olumlu düşün dedi doktorum.

Simon Templar dedi ki...

habertürk'te cuma akşamları senin görevini üstleniyor murat bardakçı. gönül rahatlığıyla seyredebileceğin bir program. mesela bu hafta, nefi için çok sarkastik dedi batu. murat bardakçı o ne demek deyince de türkçesini bulamayıp (muzır dedi) hadi ama, o dilimize girdi artık diye ısrar etti. bardakçı da bol bol lafetti bunun üzerine. bense hem gülüp hem üzülüyordum. yazık yani.

dilsuhte dedi ki...

barcelona barcelonayı izledim.
eğer gün olur izlemeye karar verirsen, kapıda bi ambulans şartı koy.

Adsız dedi ki...

sikarleti salla pelini salla. bunlarin guzel aptalligi bulasici. sinirlenirken sinirlenirken burclarini googlelar, haftalik bioritmlerini incelerken buluyor insan kendini. aptallik da her kadinda guzel durmuyor.
object is simple.

sothyz dedi ki...

ben kendime çok yakıştırıyorum genelde.