sevmediğim tek hayvan yunustur.
yunuslarda bir sinsilik bir hinlik seziyorum. o gülümser gibi duran kaygan suratlarında bence çok vahşi bir ifade var.
yunuslar da onların kötü olduğunu farkeden tek kişi ben olduğum için bana diş biliyorlar. umarım karşılaşmayız.
denizde yüzerken -olur ya- bi yunusla karşılaşırsam muhtemelen oracıkta korkudan gidiveririm.
yunuslarla yüzen insanları gördükçe onları uyarasım geliyor. sanki farkında olmadıkları bir tehlike var ve onu bir tek ben biliyorum. "çıkın o sudan, çabuk uzaklaşın" demek istiyorum.
ama yunuslarla yüzen insanların suratların o kadar şebek bir gülümseme oluyor ki o an onlara ne söylesen boş.
dünya çatlasa umurlarında değil, yunusun sırtındaki kaygan çıkıntıya dokunup dokunup kendilerini kaybediyorlar.
şu aralar bir de ölümsüz denizanası Turritopsis Nutricula üzerinde düşünüyorum ve aklıma hep karl pilkington'ın şu cümlesi geliyor.
jellyfish: they're 97% water, give 'em another 3% and make 'em water.
karl, sende kendimi buluyorum. canım karl ♥.
yeri gelmişken, kendisinin denizanaları üzerine bir şiirine yer vermek isterim.
Ode to a Nephron
I don't like jellyfish
They're not a fish, they're just a blob
They don't have eyes, fins or scales
Like a cod
They float about blind
Stinging people in the seas
And no-one eats jellyfish with chips and mushy peas
Get rid of 'em
deliler gibi little big planet oynuyorum.
bunun hakkında daha sonra yazarım.
06 Şubat 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

20 yorum:
"so long and thanks for all the fish"
Z. sana yunuslarla ilgili sezgilerinde çok da haksız olmadığını üzülerek belirtmek istiyorum. İzlediğim bir belgeselde yunusların %90 ihtimalle insanlara saldırmamasına rağmen kimi zaman saldırdıkları ve çok fazla şiddet uyguladıkları da belirtilmişti. Bu şiddet gösterisinin sebebi ise bazen, yunusların çiftleşme dönemlerinde bir yunus yerine insanla çiftleşmek isteğiymiş.. Neden bilinmiyor ama kızgınlık dönemine denk geldiğiniz bir yunusla yüzmek tecavüze uğramanız için kaçınılmaz bir durum sanırım. Su altı kamerasında gözlerimle gördüm. Korkunç, sanırım artık
bana da pek sevimli gelmiyorlar..
K. Princess Lizard.
yunuslarda jokeri andıran bi şi var.
geliyorum gidiyorum, yeni yazi okumak istiyorum.
ben yunuslara bayılırım, bir kere çok akıllılar, akıllı insanları da sevdiğimden akıllı balıkları(hayır hayır memeli o bi kere!) da seviyorum. emre bir kere denizde karşılaşmış, bakışmışlar güzel güzel, insan gibi bakıyormuş. ama durduk yere gidip yunuslarla yüzmem, yunuslar da benle yüzmek istemez heralde. neyse aslında senin kaç yılbaşı önce aldığın atkıyı taktım bugün, seni andım. onu demek için uğradıydım.
evet benim de artık aaaa sothyz ne yazmıışş!! olasım var.
bilinsin istedim.
hazır vaktim varken hepinize ayrı ayrı seslenmek isterim.
electropie: arkadaş olalım mı?
vernel: kızışmış bir yunusu bırak, ben suyun içindeyken bi japon balığına bile dokunsam tansiyonum 15'e fırlıyor.
deryik: sanırım kıvrık dudak, hehehe.
adsız: niye adsızsın, sonra ben bütün adsızları aynı kişi sanıyorum. senin adın yunus olsun mesela bu kadar bahsetmişken?
femme noir: iyi ki uğradın hatta keşke görüşsek falan, nasıl olur?
adsız: acaba sen hangi adsızsın, kafam çok karıştı, ben gidiyoruz.
Sen burayı çok ihmal ediyorsun Sothyz...
evet ya, niye öyle?
bu yağmurlu günde bi post ayarliyim o zaman bari.
çok özledim...........
babut mezarlığında seni bekleyeceğim.
kartanem, beyaz leblebim.
sen bana ben sana hasret. ne olacak bizim bu halimiz?
yeter ki yine ada'ya gidelim, gülmekten yerlere düşelim. waffle'ları ikişer üçer yiyelim. hava buz gibi olsa da, yanağıma babut kaçsa da gam yemem.
sothyz, 26 subat'taki benim. murat bardakci hazretlerinin, cevrecilerle pelin batu'nun sahsinda dalga gecmesine, icerledim. sonra kendime sastim (kimlik belasi, anonim haldeyken bile gelip buluyor).bunu sothyz'e yazayim dedim (imdi). bugunluk yazabilecegim anlamli seyler bu kadar.
merhaba yunus,
yorumlarını beğeniyle takip ediyorum.
yarın da bir şeyler yazarsan, ben de bir şeyler yazarım.
üşengeçliğimi pazarlık yaparak iyice çirkefleştiriyorum.
benim de bir blogum var ama goruntu-icerik kivami buraya gide gele haberdar oldugum bloglara hic benzemiyor. sogan ekmekle buyumus minik coban gibi bir tokurluk hakim. Icime sindiginde gmail'den baksana derim sana.
y.
http://www.fikiratolyesi.com/2009/02/27/faili-mechul-kiyak/
3. adsız/yunus değil!
Kanserojen etkisi sebebiyle ailece imtina ettigimiz Zuhal Olcay Beyaz Show'da kolbasti oynadi Madam Kakuska kostumleri icinde. Duyarsizligina inanmakta gucluk cekiyorum sothyz.
y.
merhaba yunus, nasılsın?
uzun zamandir kimsenin nasilsin diye sormadigi hayatimda iyi olma gayretindeyim. tesekkur ederim samimiyetle.
sigarayi biraktim, kendimi taze nane cayina verdim. rahat ve sinirsizim.
doktorayi kenara koydum bir sureligine. gunler, f tipi hayatimi film izleyerek- olmazsa hayatimi film seridi gibi gozumun onunden gecirerek geciyor. ankara'da yagmur yagiyor.
sofralar kurup rakilar icmek muhabbet etmek istiyorum.
sen nasilsin?
y.
ben de 8'de çıktığımda "oh, erken çıktım" diye düşündüğüm bu yoğun günlerde okulu hiç bitirmesemiydim acaba diye düşünceler içindeyim.
sigarayı bırakmak ve spor yapmak istiyorum. ilkini becerebilirim belki ama ikincisinden hiç ümitli değilim. kendimi bir makinenin üzerine saçma sapan hareketler yaparken düşündükçe gülesim geliyor.
şu aralar feysbukta balon patlatmalı bir oyun buldum, onda yüksek puan yapmaya çalışıyorum ve terminatörün 2. sezonunu izliyorum.
hayirdir insallah ruyamda gordum, pek sevip de henuz giymeye deger ortamini bulamadigim yesil elbisemi giymissin, sana daha cok yakistigi mealinde birsey soyluyorum gonul ferahligiyla..sonra bir shroom bahsi. kicim mi acikta kalmis, bu ne manyaklik..
y.
Yorum Gönder