06 Şubat 2009 Cuma

eeeh yeter, 15 dakikadır buraya yazacak başlık bulamadım

sevmediğim tek hayvan yunustur.
yunuslarda bir sinsilik bir hinlik seziyorum. o gülümser gibi duran kaygan suratlarında bence çok vahşi bir ifade var.
yunuslar da onların kötü olduğunu farkeden tek kişi ben olduğum için bana diş biliyorlar. umarım karşılaşmayız.
denizde yüzerken -olur ya- bi yunusla karşılaşırsam muhtemelen oracıkta korkudan gidiveririm.

yunuslarla yüzen insanları gördükçe onları uyarasım geliyor. sanki farkında olmadıkları bir tehlike var ve onu bir tek ben biliyorum. "çıkın o sudan, çabuk uzaklaşın" demek istiyorum.
ama yunuslarla yüzen insanların suratların o kadar şebek bir gülümseme oluyor ki o an onlara ne söylesen boş.
dünya çatlasa umurlarında değil, yunusun sırtındaki kaygan çıkıntıya dokunup dokunup kendilerini kaybediyorlar.

şu aralar bir de ölümsüz denizanası Turritopsis Nutricula üzerinde düşünüyorum ve aklıma hep karl pilkington'ın şu cümlesi geliyor.
jellyfish: they're 97% water, give 'em another 3% and make 'em water.
karl, sende kendimi buluyorum. canım karl .
yeri gelmişken, kendisinin denizanaları üzerine bir şiirine yer vermek isterim.

Ode to a Nephron
I don't like jellyfish
They're not a fish, they're just a blob
They don't have eyes, fins or scales
Like a cod
They float about blind
Stinging people in the seas
And no-one eats jellyfish with chips and mushy peas
Get rid of 'em


deliler gibi little big planet oynuyorum.
bunun hakkında daha sonra yazarım.

03 Şubat 2009 Salı

duyuru

dila' ya da iamnotbuttworthy,
sana sesleniyorum:

tam "oh, ne güzel bir şey, kaydediyim de keyfini çıkara çıkara okurum" demiştim;
neden kapattın? açsana.